Karayılan: zafer bizim olacak!

“PKK gerillası Zap bölgesinde direniyor; bu direniş bütün Kürt milleti adınadır. Bu direniş Kürdistan’ın bütün parçaları içindir; ulusal bir direniştir. Eğer biz bugün Türkiye’nin bu saldırısını kırarsak Güney Kürdistan da bu tehditten kurtulur.’’ KCK Yürütme Konseyi Başkanı Murat Karayılan, HPG gerillalarının direnişi karşısında Türk ordusunun Güney’den nasıl çıkacağını bilemediğini söyledi. Karayılan 5 günlük çatışma süreci konusunda da değerlendirmelerde bulundu. Güney Kürdistan’da Türk ordusu ile HPG gerillaları arasında şiddetli çatışmalar sürerken KCK Yürütme Konseyi Başkanı Karayılan, Roj TV’ye verdiği özel röportajda Türkiye’nin Kürtlere karşı savaş ilanında bulunduğunu söyledi. Türkiye’nin 21. yüzyılın tüm savaş tekniklerini kullanarak HPG gerillalarına saldırdığını belirten Karayılan, Türk ordusunu hedefinin hem PKK, hem Güney Kürdistan hem de Kürt halkının kazanımları olduğunu ifade etti. İşte Karayılan’ın Roj TV’nin sorularına yanıtları:

Bir kara saldırısını beklediğinizi belirtmiştiniz. Şu anda devam eden bir saldırı var. Bu saldırının genişliği ve amacı nedir?

Türk devletinin Medya Savunma Alanları’na yönelik bir saldırı geliştirmesinin mümkün olduğunu söylemiştik. 21 Şubat’ta başlayan bir operasyon değildir, bir savaşın ilanıdır. Büyük bir planın başlangıcıdır. Güney Kürdistan’da federasyon geliştikten sonra ve Kuzey Kürdistan’da da Kürt Özgürlük Hareketi gelişme kaydedince, korku ve panik içine giren Türk devleti, yeni bir strateji geliştirdi. Bu stratejiye göre kendi içindeki Kürtleri ezecekti. Fakat bunu başarmak için kendi sınırları dışındaki Kürtlerin dedevletleşmesine, güçlenmesine ve zenginleşmesine izin vermeyecekti. Bu strateji temelinde yeni saldırılar başladı. Bazıları bu saldırıların amacının PKK olduğunu veya olmadığını söylüyor. Hedef hem PKK’dir, hem Güney’dir; Kürt kazanımlarıdır. Önce PKK’ye darbe vurmayı, daha sonra ise Kürt kazanımlarını darbelemeyi amaçlıyorlar. Bu temelde bu saldırı başladı. Öyle görünüyor ki, ilk amaçları Zap ve Çemço bölgesini ele geçirmek, daha sonra ise Haftanin, hatta Xakurke’de harekete geçerek böylece Güney ve Kuzey Kürdistan arasında bir tampon bölge yaratmaktır.

Türk ordusu şu ana kadar buraları ele geçiremedi mi?

Şu ana kadar buraları ele geçiremedi. Ancak Zap’ı ele geçirseydi diğer taraflar da devreye girecekti. Tampon bölge yarattıktan sonra Güney Kürdistan’ın her tarafına elini uzatabilecekti. Bu, Qandil, Hewler ve Kerkük de olur. Askeri açıdan tesir ederse, siyasi açıdan da bunun etkisi olur. Plan bu şekildedir. Bunun için Zap’ı almak istiyor. Zap’ı almak için de Çiyaye Reş, en stratejik yer olan Şkefta Brindara’yı alması gerekir. Ondan sonra ancak kendisini vadiye bırakabilir. Ancak şimdiye kadar hiçbir yeri alamadılar. Şu anda Şamke’ye kadar gelebilmiş ve Şkefta Brindara’yı almak için saldırı üstüne saldırı yapıyor. Bu saldırılarda çağın en gelişkin silahlarını kullanıyorlar. Savaşın hala sınır üzerinde verildiğini söyleyebiliriz. Gerillanın özellikle gece, gündüz yaptığı saldırılar, direnişi bu saldırıyı kırdı. Helikopterin düşüşü ve kara güçlerinin darbe alması morallerini dağıttı. Kayıpları fazladır. Şimdiye kadar bu savaşta, 5 gerilla arkadaşımız şehit düşmüştür. Kayıplarımız sadece bunlardır. Bir kaç tane hafif yaralımız vardır.

Genel olarak şunu söyleyebiliriz ki, gerçekten de Kürdistan özgürlük gerillası, Behdinan bölgesinde şimdiye kadar büyük bir direniş gösterdi. Kürdistan gerillasının ne kadar manevra kabiliyetinin olduğunu gösterdi. Türk birlikleri Zap’ta tıkandı. Öyle bir şey oldu ki, girdi ama şimdi nasıl çıkacağını bilmiyor. Bu yüzden ihtimal var ki planlarında değişiklikler de yapabilirler. Kara Kuvvetleri Komutanı İlker Başbuğ’un temasları; savrulma, düşme ve yenilgiyi aşmaya yönelikti. Yaşanan durum, gerilla için bir başarı; Türk ordusu için de yenilgidir.

Güney Kürdistan siyasetçilerinin pozisyonu şimdi nedir?

Güney Kürdistan’daki Kürtlerin siyasetinin daha da net olması gerektiğini söylüyoruz. Hem diploması, hem siyasi alanda daha net bir tutumun geliştirilmesi gerekir. Bize göre Güney Kürdistan’da tek elden bir siyaset yürütülmedi. Bazıları yumuşak, bazıları sertti. Bu tabi Türk devletine cesaret verdi. Hatta uluslararası güçler de, Kürtlerin bu durumunu görerek Türk devletinden yana tavır aldı. Bazı olumlu gelişmeler var ama bu siyasetin tam olmasını umuyoruz. Bu saldırının amacını üç maddede dile getirebiliriz.
– PKK’nin darbelenmesidir, yapabilirse tasfiye edilmesi,
– Irak siyaseti içerisinde Kürtlerin gücünü zayıflatmak istiyor. Kürdistan Bölge Hükümeti’ni sıkıştırmak istiyor. Güney Kürdistan’ın bir kısmını eline geçirmek ve demoklesin kılıcı gibi askeri gücünü tutmak istiyor,
– Kerkük’ün Kürdistan’a bağlanmamasını istiyor.

Bu tablo görülmüyor mu?

Bazı yönlerden çabalar var aslında. Biz tüm tarafların böyle olmasını, daha doğru bir siyasete ulaşmalarını umut ediyoruz. Bugün gerillanın direnişi, büyük bir imkan yaratmaktadır. Türk ordusu, tüm büyüklüğü ve tekniğine karşın sınır üzerinde durdurulmuştur. Az çok Behdinan’ın yarısını işgal etmek istiyor. Bu şekilde Güney siyaseti üzerinde etkide bulunmak istiyor. Özellikle PDK’yi sıkıştırmak istiyor. Bu konuda hemen hemen tüm amaçlarını dile getirmektedir. Bu şekilde yerleşmek istemektedir. Bu yüzden biz diyoruz ki, gerillanın bu kutsal direnişi karşısında Kürt siyaseti ve diplomasisi de devreye girmeli ve Türkiye’nin Güney’e el atması geriletilmeli. Eğer böyle olmazsa tehlike, bütün Kürdistan içindir. PKK gerillasının Zap bölgesinde direnişi bütün Kürt milleti adınadır. Bu direniş, Kürdistan’ın dört parçası içindir. Gerillanın bu direnişi, ulusal bir direniştir. Türkiye’nin bu saldırısını kırarsak Güney Kürdistan da bu tehditten kurtulur ve inkarcı siyaset de tümden geriletilir. Bu yüzden tüm Kürt siyaset ve siyasetçilerinin bugün yapılan direnişin arkasında olması gerekir. Herkesin ulusal çıkarlara göre tutum alması, siyaset yürütmesi gerekir. Eğer bu olursa zafer bizim olacaktır. Biz Kürtler, kendi aramızda gerçekten demokratik ulus çizgisinde bir çaba sahibi olmalıyız. Ve birbirimizi boşa çıkartmamalıyız.

Siz Türkiye’yi destekleyen uluslararası güçlerin politikalarını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Bu, Kürtlerin üçüncü kandırılması oluyor. Çünkü ABD tarafından Kürtler daha önceden iki kez kandırıldı. Bu Kürt halkına bir hakarettir. Türk devleti, Kürtlerin iradesinin tanınmasını istemiyor. Birileri ABD’nin tutumunun Güney için öyle olmadığını iddia edebilir. Hayır, bu Güney için de öyledir. Güney Kürdistan işgal ediliyor ve herkes de biliyorki Türkiye bununla Güney güçlerini sıkıştırmak istiyor. Ve ABD, bunu onaylıyor. ABD’nin bilmesi gerekir ki Kürtler böyle kandırılamaz. Doğrudur, PKK’ye karşı önceden de Türkiye’yi destekliyordu. Ama şimdi sadece PKK’ye karşı değil, Türkiye’ye tüm Kürtleri sıkıştırması için yol açılıyor. Bu yapılacak bir şey değildi, bunun olmaması gerekirdi. Biz diyoruz ki, uluslararası güçler bölgede istikrar ve asayiş istiyorlarsa böyle yapmamalılar. Ama öyle görünüyor ki, savaş istiyorlar. ABD ve AB destekledikçe Türk devleti daha fazla Kürtlere saldırmaktadır. Bu yüzden Türk devletinin Kürtler üzerinde yürüttüğü katliamlara bu devletler de ortaktır.

Buna karşı nasıl bir tutum konulmalıdır?

Az önce de söyledik, ulusal bir siyaset ve tutumun olması gerekir. Ulusal ve ortak bir stratejimiz olmalıdır. Herkesin bu stratejiyi esas alması gerekir. Biz hepimiz bir gemideyiz. Eğer bu gemi batarsa, herkes batacaktır. Şu anda var olan eksikliklerin aşılması gerekir. Siyaset üslubu şu anda eksiktir, yetmezdir. Bu yüzden Türk devleti bundan yararlanıyor ve Kürdistan’ı işgal etmek istiyor. Bu yüzden uluslararası güçler çok fazla dikkate almıyor.

Korucular da bu son çatışmalarda öldü. Korucular için ne diyorsunuz?

Doğrudur. Üzgünüz bu konuda. Biz bir Kürdün kurşununun başka bir Kürde yönelmesini istemiyoruz. Bu kara bir yaradır. Korucuların bu saldırıya katılmaması çağrısını yaptık, yapıyoruz. Bu saldırı, stratejik bir saldırıdır. Türk devleti, bu saldırı ile Kürt milletini iradesizleştirmek, köleleştirmek istiyor. Ne sebeple olursa olsun, hiçbir Kürdün buna taraf olmaması gerekir. Hiçbir korucunun bu savaşa girmemesi gerekir. Bu, onlar için, çocukları için de bir leke olacaktır. Hapse düşsünler ama bu savaşa girmesinler. Bir iki yıl hapse de düşseler en azından başı dik çıkarlar. Hiç kimse para-pul için böyle kötü bir duruma düşmemelidir. Operasyona girmeyin, çekilin. Bu dava, Kürt halkının davasıdır, sizin de davanızdır.

Ölen askerler arasında da Kürtler vardı…

Kürt gençlerinin bu dönemde Türk askerliğine gitmemesi gerekir. Çünkü Türk askerliği artık, Kürt halkının kırımdan geçirilmesi olmuştur. Şimdi Türk devleti karar almış ki, Kürt halkını kendi içinde ve dışında iradesizleştirecek ve tasfiye edecek. Bu ne anlama geliyor? Bu, Türk devletinin yıllarca Kürtlerle savaşacağı anlamına gelmektedir. Türkiye bu siyasetini yürütürse Kürt halkı ve Türk devleti arasında yıllarca sürecek bir savaş olacaktır. Bu ordu, bunun öncülüğünü çekiyor ve bilinçli olarak Kürtleri getirip ön cepheye sürüyor. Bunun için Kürt gençleri, askere gitmemeli. Sen nasıl gelip bu askerliğin içine gireceksin ve halkının katledilmesinde pay sahibi olacaksın. Hiç kimsenin bunu kabul etmemesi gerekir. Hiçbir Kürt genci böyle kötü bir duruma layık değildir.

Türk halkına bir mesajınız var mı?

Bu ölümlerin sorumlusu biz değiliz. Karın içinde, sıfırın altında 20 derecede “Mehmetcik ölmez, Mehmetcik donmaz” diyorlar. Mehmetcik de sonuçta insandır. Geliyor, donuyor, bayılıyor, ölüyor. Kurşun değiyor, ölüyor. Çoluk çocuğu toplamışlar, yönlerini her zorluğa çeviriyorlar. Bundan, bu planı yapan generaller sorumludurlar. Yaşamını yitirenlerin ailelerine şunu söylüyorum; “Ey Türk halkı, asker aileleri, bunların sorumluları bu generallerdir. Bu soğukta, bunları ölüme gönderen generallerin yakasını tutun. Biz doğal haklarımızı istiyoruz, biz hiç kimsenin toprağını, evini zaptetmedik. Onlar üzerimize geliyorlar, geliyorlar ve tabi ki ölecekler. Onları gönderenler, bundan sorumludurlar.

Son olarak Kürdistan halkı da işgale karşı gösteriler yaptı, halktan beklentiniz nedir?

Kürt halkı gerçekten de tutumunu gösterdi ve ben inanıyorum ki bundan sonra da tutumunu daha da geliştirecektir. Özellikle Amed’de yapılan miting çok kutsaldı. Yine Bamerne ve Amediye’deki halkımızın Türk tanklarının önünde durmaları çok kutsaldı. Bunun dışında ülke içinde ve dışında, Güney ve Kuzey Kürdistan’da, Güneybatı Kürdistan’da, ülke dışında, her tarafta ayağa kalmak gerekir. Sessiz kalmayın, kimin elinden ne geliyorsa onu yapsın. Yapabilen yürüsün, protesto etsin. Yapabilen kendini örgütlemeli, yapabilen farklı farklı eylemler yapmalıdır. Yapabilen gelip gerillaya katılmalıdır. Yeter ki, düşmanın bu saldırısına karşı boş durulmasın. Dönem, çalışma dönemi, fedekarlık dönemidir. Bu topyekün saldırıya karşı bizim de bir seferberlik ruhuyla cevap vermemiz gerekiyor. Biz, bu dönemin olağanüstü olduğunu söylüyoruz. Tarihin bu döneminde halkımızın göstereceği tutum, halkımızın geleceğini tayin edecektir. Zafer ve yenilgi, bu dönemde netleşecektir. Bu yüzden biz tüm Kürdistan halkının, en başta da Kürt gençlerinin, kadınlarının, aydınlarının ve Kürdistan yaşayan herkesi görev ve sorumluluklarını üstlenmeye davet ediyoruz. Halkımız, Êdî Bes e hamlesi çerçevesinde her yerde düşmanın bu saldırılarına karşı çıkmalıdır. Kürt siyasetçileri Kürt halkının demokratik-ulusal çıkarları temelinde hareket ederlerse gelecek ve zafer bizim olacaktır. Ben bu umutlarla tüm halkımızı, tüm dostları selamlıyor ve saygılarımı sunuyorum.

HABER MERKEZİ, http://www.yenozgurpolitika.com

Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: